top of page

Şirin Melek

Ritual Aesthetics / Ritüel Estetik serisi hakkında
İnsanların günlük hayatlarında, kendi bilinç düzeyleri ve psişik sistemleri doğrultusunda bizatihi geliştirdikleri sistem modellemelerini kullandıklarını kabul etmek gerekir. Nitekim kişi bu sistemi modellemek için gerekli olan bilgiye ulaşabilmek adına tekrarın gücünü kullanarak derin bir öğrenme sürecine ihtiyaç duyar. Üstelik bu tekrar faaliyeti insanın biyolojik ve nörolojik anlamda derin öğrenme sürecini tamamlaması için de elzemdir. Kolektif, kültürel alışkanlıkların güçlü, doğuştan gelen bir temeli olsa da tekrarlayan davranışlar, kişilerin geniş yelpazedeki davranış rutinleri ve ritüelleri öğrenme yoluyla alışkanlık haline gelebilir. Pliny’nin bir deyişi bu anlamda oldukça manidardır. Buna göre; “Alışkanlık her şeyin en etkili öğretmenidir.” Bu alışkanlık hali geniş bir nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalık yelpazesinde de olabilir. Nitekim bağımlılık durumlarında bunlar ana semptomlar olarak kabul görürler. Ancak sanatçının derdi ritüel, rutin, alışkanlık veya bağımlılık kavramlarının farkı değil ortak noktaları ile ilgilidir. Bir başka deyişle, kişinin kendine çizdiği sınır ve deneysellik ile alakalıdır.
Sanatçının sergide yer alan eserlerinde bir çingene rutini olarak göç, kurşun dökme, büyü, akıllı telefonlarla olan güncel ilişkimiz, yasal ve yasal olmayan uyuşturucu metaforları, kumar ritüeli ile sanatçının hapsedilmiş boyalarının alegorik anlatımı dikkat çekmektedir. Nitekim sanatçı, günümüz insanın kendini güvende hissetmek için yarattığı davranış örüntülerini çok geniş bir çerçevede değerlendirmektedir. Buna göre, kişiler bu konfor alanını spor, zikir benzeri meditatif davranışlarla veya çeşitli kişisel gelişim yöntemleriyle, ilk izleri paleolitik çağ öncesine dayanan kumar, yasal/yasa dışı uyuşturucu, çay, kahve, müzik, görsel sanatlar ya da kurşun gibi arkaik şaman ritüelleri benzeri rutinlerle yaratmaktadırlar. Böylelikle sanatçı, buradaki konforlu alanının mutlaka memnuniyet veya mutluluk anlamına gelmediğinin de altını çizmektedir. Bu alan kişinin kendisini en sıcak, güvende hissettiği yerden başka bir şey değildir. Bu durumu tıpkı eroin bağımlılarının belli bir süre sonra ağrıları için kendi güvenli alanını yaratmak için maddeyi kullanmaya devam etmesi ya da tıpkı zehirli bir madde olan kurşunu dökmediğinde, tütsülerini yakmadığında kötü enerjilerin onu bulacağına inanan bir kişinin hissettikleri gibi tanımlar. Burada tekrarın neşesi önemlidir.

Sanatçının seçtiği konular kadar malzemeler de eserin aurasını tamamlamaktadır. Bazı eserlerinde tuval yerine kullandığı soba ısı ve ışık reflektörü, boru kelepçeleri, kurşun, led, 5x5 poşetler, epoksi boya ve shibari sanat tekniği ile kendini bağlayarak kullandığı fotoğraflar bu anlamda dikkat çekmektedir.

Şirin Melek

Şirin Melek 1974 yılında İstanbul’da doğdu. Özel Saint Michel Lisesi’nden sonra Paris Sorbonne Üniversitesi’nde Fransız Uygarlığı ve  Sanat Tarihi Bölümünü bitirdi. Daha sonra Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Prof. Balkan Naci İslimyeli Atölyesinden mezun oldu. Özel İstanbul Koleji’nde 06-11 yaş grubu öğrencilerine uygulamalı sanat tarihi dersi verdi ve halen atölyesinde dersler vermeye devam ediyor.


Sanatını Neo-Fluxus anlayışı ile kavramsal anlatımlarla ifade etmekte olan sanatçı; karışık teknik, dijital ve video tekniklerini kullanarak günümüz medya dünyasının insan beyni ve bilinçaltında oluşturduğu hasarlar üzerinde duruyor. Son dönem çalışmalarında ise insan hayatındaki ritüellerin yaşamlardaki güven konumunu irdeliyor.


  • https://instagram.com/caresse.art?igshid=YzcxN2Q2NzY0OA==
bottom of page