top of page

Şafak Yükseler

“Neden kadın, neden denge, neden ahenk?”
İnsanoğlunun yaratılışından bugüne kadar hangi toplumda ve çağda olursa olsun kadın, vazgeçilmez bir varlık olarak karşımıza çıkmıştır. Ancak kadının vazgeçilmezliğinin aksine, kadın ve erkek arasındaki cinsiyete dayanan bir ayrımcılık irdelendiğinde haksızlığa uğrayan taraf hep kendisi olmuştur. Kadın birçok toplum ve uygarlıklarda her ne kadar vazgeçilmez bir değer olarak karşımıza çıkıyorsa da yine de hak ettiği değerin verilmediği aşikardır. Bu nedenle kadın, değerlilik ile değersizlik arasında kalmıştır. Üstlendiği gizli ve aşikar görev olgusuyla, baskılanışına ve kendisine dayatılan toplumsal yükümlülüklerine karşın toplumsal yaşamı dengeleyici tavrıyla var olan kadın sanatsal imgesiyle de özdeşlik göstermektedir.
Tarih boyunca kavimlere, milletlere, uygarlıklara veya medeniyetlere bakıldığında tüm toplumlar kendi anlayışı ya da inancı çerçevesinde kadını bir yere konumlandırmıştır. Sanatın içerisinde de durum pek farklı değildir. Kadın, farklı anlatım şekilleri ve teknikleri ile yüzyıllar boyunca kimi zaman güzellik abidesi, kimi zaman tanrıçalıkla taçlandırılmış, kimi zaman günahkarlığın simgesi olmuş, kimi zaman ise toplumların kültürel özelliklerini yansıtan bir imge olarak sanat eserlerinin vazgeçilmez imgesi olma özelliğini taşımaktadır. Eserlerimde modernizmin kadın imajına getirmiş olduğu tüm değişimleri, gelişmeleri, toplumun kadına yüklemiş olduğu görevleri ve kadının toplumsal yerini sorgulayıcı bir şekilde yansıtmak ana başlık olarak işlenmiştir. Sanat tarihi boyunca sıkça tartışma konusu olan kadının, toplumda denge ve ahengi simgeleyişini bir de benim gözümden izleyiciye sunmayı amaçladım. Hem kompozisyon hem de içerik olarak kadın, denge ve ahenk konusuna değinmemdeki ana amaç; kadın birçok toplum ve uygarlıklarda her ne kadar vazgeçilmez bir değer olarak karşımıza çıkıyorsa da yine de kadına hak ettiği değerin verilmediği gerçeğini fark etmiş olmamdır. Kadınlar geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da toplum için bir denge, güç, aşk, ilham kaynağı ve sanatçı kişiliği ile hep varlıklarını sürdürecektirler.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kadınlarımızın medeni, siyasal ve sosyal haklarına kavuşması gerektiğine inanıyordu. Bir konuşmasında; “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir,” demiştir. Ben de kadınların varoluşlarına bir saygı niteliği taşıması maksadıyla eserlerimde bu vurguyla yola çıktım.

Şafak Yükseler

Eserlerimde modernizmin kadın imajına getirmiş olduğu tüm değişimleri, gelişmeleri, toplumun kadına yüklemiş olduğu görevleri ve kadının toplumsal yerini sorgulayıcı bir şekilde yansıtmak ana başlık olarak işlenmiştir. Sanat tarihi boyunca sıkça tartışma konusu olan kadının, toplumda denge ve ahengi simgeleyişini bir de benim gözümden izleyiciye sunmayı amaçladım. Hem kompozisyon hem de içerik olarak kadın, denge ve ahenk konusuna değinmemdeki ana amaç; kadın birçok  toplum ve uygarlıklarda her ne kadar vazgeçilmez bir değer olarak karşımıza çıkıyorsa da yine de kadına hak ettiği değerin verilmediği gerçeğini fark etmiş olmamdır. Kadınlar geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da toplum için bir denge, güç, aşk, ilham kaynağı ve sanatçı kişiliği ile hep varlıklarını sürdürecektirler. 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, kadınlarımızın medeni, siyasal ve sosyal haklarına kavuşması gerektiğine inanıyordu. Bir konuşmasında; “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir,” demiştir. Ben de kadınların varoluşlarına bir saygı niteliği taşıması maksadıyla eserlerimde bu vurguyla yola çıktım.


  • https://instagram.com/caresse.art?igshid=YzcxN2Q2NzY0OA==
bottom of page